Üye Bilgileri.

size uygun bölümden devam ediniz.

sitemizdeki online işlemlerden yararlanabilmek için kayıt olup parolanızla giriş yapmanız gerekmektedir.
Daha önce insan kaynakları için bir parola aldıysanız o parolayı kullanabilirsiniz.

Henüz üye değilmisiniz? Yeni kayıt!

Detaylı Arama.

size uygun bölümden devam ediniz.

site içerisindeki tüm içerikte arama yapılmaktadır. birden fazla kelime aratabilirsiniz.


25 50 75 100

Yayınlanma Tarihine Göre
Eklenme Tarihine Göre
Başlığa Göre
Okunma Sayısına Göre

Başlıkta Açıklamada İçerikte

Aynen girildiği gibi
Kelimelerin hepsi
Kelimelerden herhangi biri
ODA ÇALIŞMALAR KENT GÜNDEMI MESLEKI UYGULAMA YAYIN ÜYELER EĞITIMLER ONLINE İŞL.

Atatürk’ün halkına emanet ettiği bütün çiftlikler için mücadele edilecek

Atatürk’ün Çiftlikleri mücadelesi, Başkentten Anadolu’ya yayılıyor

Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Atatürk'ün 11 Haziran 1937 yılında malvarlığını şartlı olarak halka emanet edişinin ardından, 83. yılında "Atatürk'ün Halkına Emaneti: Çiftlikler" başlığıyla etkinlik gerçekleştirdi.

Prof. Dr. Ruşen Keleş'in moderatörlüğünde gerçekleşen etkinlikte Yüksek Ziraat Mühendisi Mehmet Emin Ergün, Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Mimarlar Odası Mersin Şube Başkanı Ünal Şahin, Mimarlar Odası Hatay Şube Başkanı Mustafa Özçelik ile birlikte Atatürk'ün Çiftlikleri olan Atatürk Orman Çiftliği, Yalova Millet ve Baltacı Çiftliği, Silifke Tekir ve Şövalye Çiftlikleri, Tarsus Piloğlu Çiftliği, Hatay Dörtyol Karabasamak Çiftlikleri'nin son durumu ve gelecekleri değerlendirildi.

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “11 Haziran 1937’de Atatürk bütün mal varlığını ve çiftliklerini halkına emanet etmişti. Çiftlik kardeşliği oluşturduk,  Atatürk’ün Yalova Millet ve Baltacı Çiftliği, Silifke Tekir ve Şövalye Çiftlikleri, Tarsus Piloğlu Çiftliği, Hatay Dörtyol Karabasamak Çiftlikleri'nin nasıl kullanıldığını konuşacağız, belki de Ankara, Mersin, Hatay ve Yalova’da mücadelesi eşgüdüm içinde sürdürülecek” diyerek açılışını yaptı.

Hukuki sorumluluklarımızın ötesine geçen sorumluluklarımız var

Prof. Dr. Ruşen Keleş, “Doğal varlıkları korunması bu varlıklardan korunmak için resmi hükümlülükler de getiriyor. Biz sadece hukuk kurallarının bize verdiği yükümlülüklerin de ötesinde ahlaki olarak ta doğal varlıklarımızı korumak durumundayız. Atatürk Orman Çiftliği ve benzerleri Atatürk’ün halkına emanet etmiş olduğu çiftlikler açısından hukuki sorumluluklarımızın ötesine geçen sorumluluklarımız vardır.”

Keleş hukuki açıdan şu hatırlatmayı yaptı:

 “Türkiye’nin üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin çıkartmış olduğu Kentli Hakları Şartı vardır. Burada 2008 yılında bir değişiklik yaptılar. Kentler sürdürülebilir gelişme kuralına dayanarak,  sürdürebilir gelişme o tarihlere kadar çok sık kullanılmayan özellikle Rio çevre ve kalkınma konferansından sonra kavram haline geldi. Kastedilen şu bu doğal unsurları yararlanma hakkına sahip olan bireyler öyle kullanılmalılar ki henüz doğmamış kuşakların da ileride bu değerlerden yararlanma hakkı olsun. Sürdürülebilir gelişme ile kastedilen budur. Hukuki kısa açıklamayı bir tarafa bırakacak. Biz aynı zamana Avrupa Peyzaj Sözleşmesinin de tarafıyız. Atatürk Orman Çiftliği gibi benzeri konular bir takım özel hukuk tasarruflarıyla gündeme gelmiş o yönleri ağır basan konulardır. Tezcan Karakuş Candan’ın Gökçe Bolat ve Ali Hakkan ile yazdığı Kaçak Saray kitabında bunların ayrıntılarını buluyoruz.”

Atatürk Orman Çiftliği bir halk üniversitesidir. Pandemi, sürecinin ilacıdır.

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan Atatürk Orman Çiftliği’ne ilişkin sunum yaptı.

Candan, şunları söyledi:

 “ Atatürk Orman Çiftliği, sadece bir tarım alanı ve çiftlik olmadığını bir kez daha ifade ederek sözlerime başlamak isterim. Atataürk Orman Çiftliği, Cumhuriyet ideolojisinin kurucu değerlerinin vücut bulduğu bir alan. Toprakla yeniden mücadele, ekonomik bir kalkınma modeli, çağdaş yaşam, yaşam boyu öğrenme, tolumsal cinsiyet eşitliği alanı ile Atataürk orman çiftliği bir Halk Üniversitesi. Cumhuriyet’in özgürlükçü bakış açısının mekânsal karşılığıdır. Her bir metrekaresine sahip çıkmalıyız. Bugün aslında pandemi sürecinde en çok yeşil alana ihtiyaç duyuyoruz, sağlıklı gıda sorunu en önemli sorun . Atatürk Orman Çiftliği bu açıdanda Pandemi sürecinin ilacıdır. Atatürk Orman Çiftliği 90 yıl öncesinden kıtlık ve pandemi süreçleri düşünülmüş gibi evimizin kileri gibi planlanmış aslında. Kuraklık zamanında Marmara ve Karedeniz havuzunun su ihtiyacını karşılama potansiyeli vardı. Orada yazın insanlar spor yapıyorlar eğleniyorlar. Kuraklık zamanında da bu havuzlar su deposu olarak kullanılıyor. Çiftlik Lokantası ucuz ve sağlıklı gıdaya erişimle birlikte aynı zamanda bir masa adabı, yemek yeme adabını öğrenme yerleri aynı zamanda.Atatürk Orman Çiftliği  yaşam boyu öğrenim üretme ve paylaşım  merkezi. Burada çiftçilerle birlikte öğrenciler bir arada, tarımsal kongreler yapılıyor. Burada çalışan işçilerin çocukları için okullar tasarlanıyor. Kilerinden, lojmanına, okuluna ve hastanesine lojmanına  kadar kolektif  bir yaşam kültürü tasarlanıyor. Cumhuriyet’in bütün değerlerini kültür sanat bilim teknik ne varsa onu öğrenebileceğiniz , deneyimleyecebileceğiniz bir Devrimin bir laboratuarı Atatürk Orman Çiftliği . Daha Cumhuriyet 1,5 yaşındayken kurulan bir alandan bahsediyoruz. Burası bir halk üniversitesi, Cumhuriyet’in ne anlama geldiğini, halka ne vaat ettiğini ve ne vermek istediğini anlatan bir alan”

Atatürk Orman Çiftliği toprak bütünlüğünün %50 sini kaybetti. Atatürk’ün halkına emanet ettiği bütün çiftlikler hedefte.

 “Çiftlikler, Cumhuriyet’in eğitim, paylaşım üretim yaşam çiftliğidir. Bilimin toplumla yeniden buluşması ve oradaki çiftçiye dokunma alanıdır. Bu nedenle hedef haline getirilmiş durumda. Atatürk Cumhuriyet’i kurduğu andan itibaren Cumhuriyet düşmanları iş başındaydı. O öldükten sonra etap etap çatlaklardan girerek yok etmeye çalıştılar” diyen Candan, sözlerine şöyle devam etti:

 “ Atatürk Orman Çiftliği Atatürk’ün bize emanet ettiği 11 Haziran 1937’den itibaren bugüne kadar yüzde 50 toprak kaybı yaşamış durumda. Cumhuriyet ideolojisinin üretken ,yaratıcı ve dönüştücü projesi olan çiftlikler, fabrika kültürü  bütün dönemlerde açıktan yada gizliden Cumhuriyet düşmanlarının  hedefi haline gelmiş. Aslında çiftlikler değil onun temsil ettiği cumhuriyet  ideolojisini yok etmek istiyorlar. Bugün Hatay’da, Yalova’da, Mersin’de yapılanda budur. Bu çiftlikler o bölgelere Cumhuriyet ideolojisini taşımak ve bu bölgeleri kalkındırmak için kuruldu. O rejimi temsil eden bütün çiftlikleri , fabrikaları, kamusal alanları ve mekanları,  yani Cumhuriyeti yok etmek istiyorlar.

Biz Ankara’da bu yok etme projesini, Atatürk Orman Çiftliğinin sadece planlama konusu olmadığını ve  ideolojisini anlatmaya başladığımızda toplum bunu hissetti, bilince çıkarttı. Yüzlerce dava açtık, fikri takip yaptık.Bilgi vermeyeni belge vermeyeni memurundan amirine yargıya taşıdık. Tapu kayıtlarını ve belgeleri almak için  bile dava açtık. Emanetleri korumak için Atatürk’ün kararlı ve ısrarlı şekilde yürüttüğü bir mücadele vermek gerekiyor. Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak onu yapmaya çalışıyoruz. Biz geri çekmeye  çalışanlara hiç aldırmıyoruz, hedef kitlenerek emanetleri ve Cumhuriyet değerlerini korumak için mücadeleye devam ediyoruz.”

 “Başkentte Atatürk Orman Çiftliği Mücadelesinde  biriktirdiğimiz deneyim ve ilişkilerin Anadolu’ya yayılması bir Cumhuriyet ideolojisidir.” 

Candan, şunları kaydetti:

 “Atatürk o çorak toprakları seçti ve vaha yaratmak için mücadele etti. Biz de bilgi kurutulmuşsa onun yeşerebilmesi için her yolu denedik. Yalova, Mersin  Hatay Çiftlikleride artık gündemimizde. Şubelerimizle birlikte Atatürk’ün çiftlikler mücadelesi paltformu oluşturuyoruz. Vasiyet  ve şartlı bağış üzerinden  Hatay’da Yalova’da Mersinde  mücadeleyi büyüteceğiz. Bu çiftliklerle birlikte sürecin genişletilmesi ve Başkentte biriktirdiğimiz deneyim ve ilişkilerin Anadolu’ya yayılması bir Cumhuriyet ideolojisidir  aynı zamanda.Bu süreçte kazandığımız deneyimleri Mersin  Hatay ve  Yalova ile paylaşacağız. Atatürk Orman Çiftliği mücadelesi 2006 yılında başladı , 202 yılında Cumhuriyet ideolojisini mekansal karşılığı mücadele hattımız ile toplumla buluştu. 2012 yılından bu yana kamuoyu gündemi düşmeyen tek konudur.Buda talanında mücadelenin de büyüklüğünü göstermektedir.”

Atatürk’ün emaneti olan ve birinci sınıf tarım arazisi olan yerlerin Millet bahçesi olarak kullanılması doğru değil

Yüksek Ziraat Mühendisi Mehmet Emin Ergün, Atatürk’ün çiftlikleri hakkında şu bilgileri verdi.

“Atatürk, en büyüğü Ankara’da olmak üzere 112 bin metrekare dekar olmak üzere, 11 bin 895 dekarı Yalova’da Millet ve Baltacı Çiftliği, Tarsus’da Piloğlu Çiftliği 8 bin dekar, Silifke Tekir ve Şövalye Çiftlikleri 12 bin dekar, Hatay Dörtyol’da Karabasamak Çiftlikleri 16 bin 500 dekar olmak üzere 155 bin 385 dekar çiftlik kuruyor. Atatürk Türk çiftçisine modern tarım tekniklerini öğretmeyi amaçlıyor. Buralarla bizzat kendisi ilgileniyor. Bu arazileri verimsiz yerlerden seçiyor ki olmazı başarmak için de çiftçiye önderlik ediyor. Ankara’nın çok verimli yerleri varken Atatürk Orman Çiftliği daha az verimli yerlerdir. Bütün bu çiftlikleri 11 Haziran 1937 yılında her şeyin sahibi olduğu Türk milletine bağışlamıştır. Atatürk Yalova’ya özel önem vermiş. Yalova’nın doğusunda Millet Çiftliği batısında Baltacı Çiftliği kurulmuş. Atatürk emanetini bıraktıktan sonra Baltacı çiftliğinin çoğu TİGEM arazisi olarak işletilmiş. Millet Çiftliği de büyük bir kısma başka amaçlarla kullanılmış. Millet Çiftliği’nin 1335 dekarı Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü emrine Bakanlar Kurulu kararıyla kullanım hakkı verilmiş. Atatürk bu çiftlikleri kurduğunda Baltacı Çiftliği’nde hayvancılığa daha çok önem vermiş. Merinos ve Karagül koyunları getirtmiş. Yurtdışından tohumlar getirtmiş. Avusturya ve Macaristan’dan sütçülük konusunda uzmanlar getirmiş. Baltacı Çiftliğinin günlük süt üretimi o dönemde 15 bin litreymiş ve 1 ton civarında da tereyağ üreten işletme haline gelmiş. 4900 dekar civarında olan Baltacı Çiftliğinin bir kısmı üniversiteye verildi. Deniz tarafında kalan kısmını Yalova Belediyesi işletmeye açtı. Halk plajı olarak kullanılıyor. Geriye kalan tarım arazisinin 1541 dekarı Yüksek Planlama Kurulu kararıyla 2012 yılında ihaleye çıkartıldı. Yalova’da 40 süs bitkisi üreticisi bir araya gelerek bir anonim şirket kurdular. Çiçek işletmesi olarak kullanılıyor.”

“Atatürk’ün Çiftlikleri Millet Bahçesi olamaz”

Ergün, “Millet Çiftliği’nin arazisinin büyük kısmı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunuyla birlikte üretim için verilmiş ancak daha sonra iskan olarak kullanılmış. Geçen yıllar içerisinde bazı alanlar adliye, deniz kuvvetleri, Kiptaş konutları gibi enstitüsü kullanımından alındı. Enstitüye bağlı 113 dekarlık bir arazi üzerinde de meyve genetik kaynakları var. Türkiye’de ilk kivi bahçesi de bu parsel de kuruldu. Burası Millet Bahçesi yapılmak üzere bir girişimde bulunulmuş ve Çevre Şehircilik Bakanlığı’na kullanım hakkı verilmiş. Orada çok uzun yıllar görev yapan ve kuruluş müdürü olan  biri olarak gönlüm razı olmadı ve bunu sosyal medyadan paylaştım. Konu hem Meclis gündeminde ve yerel basında tartışılıyor.  Atatürk’ün emaneti olan ve birinci sınıf tarım arazisi olan bu yerin Millet bahçesi olarak kullanılmasını doğru bulmuyorum. 1989 yılında Danıştay 6. Dairesi’nin aynı parselle ilgili emsal kararı var. Bu parselin enstitü kullanımında kalmasında kamu yararı vardır. Burası tapuda zeytinlik olarak geçer öncelikle zeytinlik vasfı kaldırıldı ve şimdi de Millet Bahçesi yapılmak isteniyor” diye konuştu.

Çiftliklerin hazineye bağışlanması ve mülkiyet haklarının dönüşmeleriyle mücadele etmeliyiz

Mimarlar Odası Mersin Şube Başkanı Ünal Şahin ise Silifke’deki Tekir ve Şövalye Çiftlikleri ile Tarsus’taki Piloğlu Çiftliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Canlı envanter olarak tanımladıkları, 100 yaşında bu yıl hayatını kaybeden Şinasi Develi’nin, yazısını şöyle aktardı:

 “Yakın zamana kadar yanı başımızda çok modern bir tesis vardı önceleri Gazi Çiftliği veya Tekir Çiftliği olarak anılırdı. Sonraları Atatürk Çiftliği denildi. Susanoğlu plajı ile Taşucu sahil bandı arasında 12.000 dekar genişliğinde bir araziyi kapsıyordu. Atatürk bu araziye sahip olunca yozlaşmış topraklar demir tekerlekli büyük traktörlerle işlenip bulgur gibi yapılmış, o zamanlar makbul olan hediye edilmiş Karagül cinsi koyunlardan alınan derilerden astragan elde edilip satılmış gelire eklenmiştir. Çiftlikte gerekli bütün tesisler, hangarlar, antrepolar akaryakıt depoları, ahırlar, idare binaları, fırın, yemekhane, lojmanlarla, bir mektep ve karakol da çiftliğin bütünlüğünü temin ediyordu. Bu modern kocaman ve örnek tesis ne oldu? Atatürk hazineye bağışladı ve onlar da buraları parçalayıp yok ettiler.”

Çiftlikler mücadelesini Başkent Şubemizle birlikte yürüteceğiz. Atatürk Orman Çiftliği deneyimlerini paylaşarak Atatürk’ün çiftlikleri mücadelesini birlikte büyüteceğiz

Şahin şöyle devam etti:

“Atatürk burayı ihale ile almış, üç kişi girmiş, birisi Atatürk diğerleri de yerel esnaflarmış. Düşünebiliyor musunuz Cumhurbaşkanın karşısında iki kişi daha ihaleye girebiliyor. Bugün cumhurbaşkanın karşısında ihaleye girecek güçte vatandaş var mıdır bir düşünün. Atatürk 36 bin liraya burayı almış. Kupon arazileri benden başka kimseye satamazsın diyenlerin olduğu bu dönemle o dönemin farkını görüyoruz.  Atatürk’ün ‘Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar’ bu sözü bu günlerin özeti gibidir.

Şahin araştırma için Tarsus ve Silifkeye  gittiklerini , Mimarlar Odası temsilcileriyle ve Ziraat Odası yetkilileriyle görüşmeler yaptığını ancak, buradaki kişilerin Piloğlu Çiftliği hakkında tek bir sözcük dahi bilmediklerini gördüğünü söyledi. 

Şahin “Atatürk Tekir Çiftliği’nin ilk üyesi olmuştur. Piloğlu Çiftliği 8 bin dekar olarak yapılmış. Tekir ve Şövalye ve Piloğlu Çiftliği’nin peşkeş çekilmesi ve satılması çok üzücü bir süreç bunların hazineye bağışlanması ve mülkiyet haklarının dönüşmeleriyle mücadele etmeliyiz” diyerek sözlerini tamamladı.Çiftlikler mücadelesini Başkent Şubemizle birlikte yürüteceğiz, Atatürk Orman Çiftliği deneyimlerini paylaşarak Atatürk’ün çiftlikleri mücadelesini birlikte büyüteceğiz.Çiftlikleri araştırdıkça, Atatürk’ün konuşmalarını okudukça hayranlığımız bir kez daha artıyor.  ”

Yanlış politikalarla ve amaç dışı kullanımlarla 1950‘lilerden itibaren Karabasamak çiftliği sistematik olarak gasp edilmiş

Mimarlar Odası Hatay Şube Başkanı Mustafa Özçelik ise, Hatay Dörtyol Karabasamak Çiftlikleri hakkında bilgi verdi.

Özçelik, Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin Atatürk Orman Çiftliği mücadelesi sonrası Hatay Dörtyol Karabasamak Çiftlikleri’nin dikkatle inceleme yaptıklarını belirterek, Mimarlar Odası Ankara Şubesi’ne teşekkür etti.

Özçelik şunları söyledi:

“Eldeki dokümanlar ışığında en az veri alabildiğimiz çiftlik Dörtyol Karabasamak Çiftlikleridir. Yazılan kaynaklarda diğer çiftlikler üzerinden ilavelerle bilgiye ulaşabildik.  Sağlam ve yeterli veri yok, elde ettiğimiz bazı eski belgeler var. Sözlü kaynaklar, kitaplar ve tezler üzerine bilgiler aktaracağım.  Atatürk Dörtyol’a 3 defa geliyor.  Atatürk 14 Ocak 1925, 16 Mayıs 1926 ve 14 Şubat 1931’de geliyor. Dörtyol’un narenciye üretimi hakkında uygun olacağı görüşüyle birlikte o dönemde burayı değerlendirme gerektiği fikri oluşmuş. Atatürk’ün ilk ziyaretinde Dörtyol merkezde yaşayan biri 10 dönümlük bir portakal bahçesi hediye ediliyor. Karabasamak ve yanındaki höyük alanında 16 bin 500 dekar gibi ciddi bir alanda bir çiftlik kuruluyor.”

Atatürk’ün Dörtyol ziyaretlerinden fotoğraflar paylaşan Özçelik, şöyle devam etti:

“Diğer çiftliklerde olduğu gibi çok verimli olmayan ıslah edilerek uygun hale gelenleri  seçiyor. Bahsettiğimiz portakal bahçesinde  çok önemli bir yapı var. Atatürk’ün kardeşi bu yapıda yaşıyor. Günümüze kalamıyor 1950’lerde vefatından sonrası burası yanıyor. Yandıktan sonra başka kullanımlarla farklı işlevler veriliyor. Yanan evin aynısı şu an ilk kurşun müzesi olarak kullanılan yapıdır. Aynı bina tekrar yapılarak kullanıma açılmıştır.  Araziler, Karabasamak, Höyük ve Kasaba mevki diye bahsediyor. Bir kısmı boş bir kısmı narenciye bahçesi olarak kullanılıyor. Ancak araştırdığımızda miras olarak günümüze kalmış çokta bir şey yok. 1950’lilerden sonra günümüze kalan kalmış çokta bir şey yok. Ne yazık ki üzücü olan da bu. 18 Eylül 1950’de buradaki çoğu olan Erzin ve Yeniyurt köylerine devrediliyor. Oradaki köylülere buraları kiraladıktan sonra zaman zaman yapılaşmaya ve mülkiyeti almakla çok ciddi bir parselasyon yaşanıyor. Gazi Çiftliği olarak görünen parseller 5 bin dekar gibi bir alana tekabül ediyor.  1950’lilerden sonra günümüze kalanın Karabasamak Köyü’nde 2 bin dönüm, merkezde de 800 dönüm olduğu üzerine. Bazı kaynaklar merkezdeki 800 dönüm arazinin Atatürk’ten kalmadığına ilişkin bilgiler veriyor.”

Bütün bu 16 bin 500 dönümlük araziden kalan bölgeleri göstererek, “Bu mirasa sahip çıkılamış değeri bilinememiş. Rapor hazırlayıp tapu kaynaklarını almaya çalışıyoruz. Yanlış politikalarla ve amaç dışı kullanımlarla diğer çiftliklerde başa gelen şey burada 1950‘lilerden itibaren sistematik olarak yapılmış.  Gasp edilmiş,  çeşitli parselasyonlarla kişisel kullanımlara girilmiş. Bu hepimiz açısından çok üzücü. Ankara’nın Atatürk Orman Çiftliği Mücadelesi deneyimleri ile  başlattığımız bu birliktelikle mücadeleyi büyütme fikri ile dayanışmaya devam edeceğiz.”

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Basın Birimi

Okunma Sayisi : 272
Adres : Konur Sokak 4/3 06650 Yenişehir / Ankara • E-posta : info@mimarlarodasiankara.org
Telefon : 0 312 4178665 • Faks : 0 312 4171804 • GSM Santral : 0 533 4777967
Son Güncelleme : 24.09.2020 - 12:54:59
Şu an 72 kişi online | Hukuki Şartlar ve Gizlilik Hakları